| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

ingilizce ders,pratik,örnek,test,ingilizce chat muhabbet

İngilizce öğreten blog, ingilizce ders pratik, konuşma, hızlı öğrenme ve tüm konular ve chat - Learning English Online - English Grammar, Vocabulary, Exercises, Exams - information for learners of English as a foreign language.

Yazılar

ZARFLAR / ADVERBS ( ingilizce eğitim )

ZARFLAR / ADVERBS

Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )

always daima
sometimes bazen
occasionally ara sıra
usually genellikle , umumiyetle
generally genellikle
frequently sık sık
seldom nadiren
rarely nadiren , seyrekçe


Örnekler ( examples ) :

We always eat breakfeast at home.
I seldom take a bus to school.
We are often at home after school.
He rarely drinks cola.
They usually go for a walk in the park.

Ever & Never


Ever : Hiç anlamında genellikle sorularda kullanılır.Yanıtlarda ise , olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

Do you ever watch TV in the morning ?


Never : Sadece yanıtlarda kullanılır ve " hiç / asla " gibi anlam verir, cümleyi olumsuz yapar.


Örnek ( example ) :

He is never lazy , but he is sometimes careless.


Still , Already , Yet


Still :" Halen / Hala " anlamında soru , olumlu ve olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

He still lives in İzmir.

Do you still study French with the same teacher ?

They still can't speak English.


Already :" Şu anda , Hali hazırda " anlamına gelen bu deyim genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.

Örnek ( example ) :

I have already seen her.

Yet oru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir.

Örnek ( example ) :

Haven't you set the table yet ?

I haven't driven your car yet.


Too , Any More , Very , Enough


Too :"Çok aşırı" anlamına gelen bu sözcük sıfatların önüne gelir ve anlamını niteler.Cümlede olumsuz bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is too cold.

The problem is too diffucult.


Any more :" Artık..." anlamı verir.Olumsuz cümlelerde cümle sonunda kullanılır.


Örnek ( example ) :

English isn't diffucult for me any more.


Very :" Çok " anlamına gelen bu kelime sıfatların önüne gelir ve anlamı niteler.Cümlelerde genellikle olumlu anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is very cold.


Enough :" Yeterli " anlamına gelen bu kelime sıfatlardan sonra konur ; cümlede olumlu bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The ice is thick enough for skating.

KARŞILAŞTIRMALAR ( COMPARISONS ) ( ingilizce eğitim )

KARŞILAŞTIRMALAR ( COMPARISONS )


SIFATLARIN KARŞILAŞTIRMALARI
(Comparison of adjectives )

İngilizcede sıfatların karşılaştırılmalı olarak birbirinden üstünlük durumunu 3 bölümde inceleyebiliriz.

1- Positive form : Normal şekli
2- Comperative form : Karşılaştırma şekli
3- Superlative form : Üstünlük şekl

Sıfatlar yapı olarak üç şekilde bulunurlar :

1- Tek ve bazı iki heceli sıfatlar
2- Çok heceli sıfatlar
3- Düzensiz sıfatlar

1- Tek ve bazı iki heceli sıfatlar :

Tek ve bazı iki heceli sıfatların comperative durumunu elde etmek için sıfat sonuna ( - er ) eklenir.Superlative durumunu elde etmek için sıfat sonuna ( - est ) eklenir.


Örnek ( example ) :

Positive Comperative Superlative
young ( genç ) younger ( daha genç ) the youngest ( en genç )

2- Çok heceli sıfatlar

Çok heceli sıfatların comperative durumunu elde etmek için sıfat önüne more getirilir.Superlative durumunu elde etmek için sıfat önüne the most getirilir.


Örnek ( example ) :

Positive Comperative Superlative
beautiful ( güzel ) more beautiful ( daha güzel ) the most beautiful ( en güzel )

3- Düzensiz sıfatlar

Düzensiz sıfatların comperative ve superlative şekilleri de düzensizlik gösterir.


Örnek ( example ) :

Positive Comperative Superlative
good ( iyi ) better/ than ( -den daha iyi ) the best ( en iyi )
bad ( kötü ) worse the worst
much ( fazla ) more the most
many more the most


Birbirine eşit ,benzer ya da farklı olan şeyleri sıfat kullanarak birkaç şekilde karşılaştırabiliriz.

1- as + sıfat + as ( ......kadar.... )

Örnek ( example ) :

My car is as expensive as yours.


2- Çoğul / Tekil özne + linking verb + the same / similar / alike / different


Linking verb 'ler şunlardır:

a- " Verb to be " şekilleri : be, am , is ,are,was,were,been

b- Beş duyu fiilleri : feel , look, smell , sound , taste

c- Diğerleri : appear , become , get,go, remain , stay , turn , grow

Örnekler ( examples ) :

These cars are the same.
These cars look the same.
My car lokks the same as that one.

ZARFLARIN KARŞILAŞTIRILMALARI ( Comparison of adverbs )


Zarflar çok çeşitlidir.Bunlardan hareket ve tarz gösterenler zarfların karşılaştırması yapılabilir.

Hareket ve tarz bildiren bir zarf elde etmek için belirli sıfatların sonuna ( - ly ) eklenir.Ancak düzensiz sıfatlar değişikliğe uğramaz.


Örnek ( example ) :

  Sıfat Zamir
Düzenli sıfat : quick (çabuk ) quickly ( çabukça )
Düzensiz sıfat : fast ( hızlı ) fast

Tek ve bazı iki heceli zarfların comperative durumunu elde etmek için sıfat sonuna ( - er ) eklenir.Superlative durumunu elde etmek için sıfat sonuna ( - est ) eklenir.


Örnek ( example ) :

Ted drives faster than Bob.

Çok heceli zarfların comperative durumunu elde etmek için sıfat önüne more getirilir.Superlative durumunu elde etmek için sıfat önüne most getirilir.


Örnek ( example ) :

Mary dances more beautifully than her sister.

Düzensiz zarfların comperative ve superlative şekilleri de düzensizlik gösterir.


Örnek ( example ) :

Fred speaks well.

Phrasal Verbs ( ingilizce eğitim )

Phrasal Verbs


A
ask out invite on a date rica etmek, davet etmek
ask over invite to one's home eve davet etmek

B
back up give support desteklemek
blow up explode patlamak
break down stop working properly bozulmak
break down become mentally ill ruhen yıkılmak
break off end something ilişiğini kesmek
bring about cause to happen neden olmak
bring back recall geri aramak
bring down cause to fall hata yapmak
C
call off cancel something iptal etmek
call on visit ziyaret etmek
carry on (with ) continue devam etmek
carry over postpone ertelemek
catch up on become up-to-date yakalamak, yetişmek
check for try to find aramaya çalışmak
check into investigate araştırmak
check into enter a hospital, hotel etc. bir yere giriş yapmak
check out leave a hotel, hospital bir yerden ayrılmak
check on make sure something is OK kontrol etmek, emin olmak
clean up tidy temizlemek
come across meet tanışmak
come along accompany someone beraber gelmek
come by obtain bulmak
come down with become ill from hastalanmak
come into inherit miras almak
come out be published yayınlamak
cut in interrupt kesmek
cut out stop an action durdurma
cut up cut into small pieces küçük parçalara bölmek

D
do away (with) abolish durdurmak
do in kill öldürmek
do out clean temizlemek
do with need want ihtiyacı olmak , istemek
dress up wear elegant clothes resmi giyinmek
drop in visit someone unexpectedly beklenmedik ziyaret

F
fall back retreat geri çekilmek
fall for fall in love with somebody birine aşık olmak
fall off decrease azalmak
fall on attack saldırmak
fall out ( with ) quarrel kavga etmek

G
get about move around , spread yayılmak
get away ( from ) escape , leave kaçmak , terketmek
get along (with) have a friendly relationship arkadaş olmak
get sb down depress çökmek, depresyona girmek
give off emit çıkarmak
give back return geri dönmek
give up stop ( a habit etc ) durmak
go for attack saldırmak
go down with become ill hastalanmak
go out be extinguished söndürmek

H
hold back hesitate tereddüt etmek
hold on wait beklemek
hold up delay ertelemek , geciktirmek

K
keep at sth continue working on sth çalışmaya devam etmek ( bir şey üzerinde )
keep away ( from ) stay away uzakta durmak , uzakta kalmak
keep back stay back geride durmak , geride kalmak
keep sb/sth down control birini , birşeyi kontrol etmek
keep on continue devam etmek

L
let sb down disappoint hayal kırıklığına uğratmak
let on reveal a secret sırrını açmak, açıklamak
look after take care of önlem almak
look for search for araştırmak
look forward to anticipate beklemek , ummak
look into investigate araştırmak , incelemek
look over inspect carefully gözden geçirmek , göz atmak

M
make up invent icat etmek ,yaratmak

P
put away put in the usual place kenara koymak , biriktirmek
put down suppress by force ,attribute to , bastırmak ,değer biçmek
put forward propose önermek, teklif etmek
put off postpone ertelemek
put on switch on , increase(weight) giyinmek , artmak ( kilo )
put out extinguish söndürmek , tüketmek

R
run across meet or find by chance rastlamak , tesadüf etmek
run after chase kovalamak , peşinden koşmak
run away with steal çalmak
run out of come to an end sona ermek

S
set about begin to do yapmaya başlamak
set up start a business işe başlamak, işe koyulmak
stand by remain loyal sadık kalmak , yanında olmak
stand for represent göstermek , anlatmak

T
take after look like benzemek
take down lenghen a garment, seperate to pieces indirmek , parçalara ayırmak
take in give accommodation kalacak yer vermek
take for identify sb or sth wrongly sanmak , zannetmek
take off remove clothes üstünü çıkarmak
take to like hoşlanmak
turn away refuse to let in kovmak,defetmek
turn down reduce volume sesi azaltmak
turn in go to bed yatmak
turn off switch off kapamak
turn on switch on açmak

W
work on be busy with meşgul olmak
work out find by resoning problemi çözmek , halletmek
work up develop geliştirmek

MODALS ( ingilizce eğitim )


Should/Shouldn't

Should : -meli ,-malı ,...iyi olur anlamında tavsiye için kullanılır. ( advice ,criticism )

"Must" ve "have to" ya göre daha zayıf bir mecburiyet anlamı taşır.

Örnek ( example ) :

He should drive more carefully. Daha dikkatli sürmeli./sürse iyi olur
You should try to make more of an effort. Daha fazla çaba sarfetmelisiniz. 


Can & Could

Can :
- ebilir ,-abilir anlamına gelir

1- Yeteneklilik gösterir ( ability )

Örnek ( example ) :

Animals can't speak. Hayvanlar konuşamazlar.

She can speak engilish.
O ingilizce kouşabilir.

2- İzin gösterir ( permission )

Örnek ( example ) :

You can have a party. Partiye gidebilirsin.

Could :

1- Present olarak izin istemek , olasılık ve nazik bir istek için kullanılır.

Örnek ( example ) :

Could I borrow your pen ? Kaleminizi ödünç alabilir miyim ? ( permission )
It could snow tonight. Bu gece kar yağabilir. ( probability )
Could I invite you to drink tea ? Sizi çay içmeye davet edebilir miyim ? ( request )

2- Can in past şekli olarak kullanılır ( ability ).

Örnek ( example ) :

She could play the piano at the age of four. O dört yaşındayken piano çalabiliyordu.
We couldn't go out last night. Dün gece dışarıya gidemedik.



Be Able To

Be able to :
-ebilir , -abilir olmak

Can in yerine kullanılabilir.Kuruluşunda "to be "fiili olduğu için "to be" fiilinin girebildiği tense lere girer.

Örnek ( example ) :

I am able to answer this question. Bu soruyu cevaplayabilirim. ( ability )
I was able to swim across to river. Nehrin karşı tarafına yüzebildim. ( ability )



Will

Will :
nazik bir teklif , bir rica için kullanılır. ( requests )


Örnek ( example ) :

Will you give me a hand ? Bana elini verir misin ?
Will you , close the window please ? Pencereyi kapatabilir misiniz lütfen ?



Would / Wouldn't

Would :
Nazik bir rica , teklif için kullanılır.( offers ,requests ) Will in past ı olarak da kullanılır.

Örnek ( example ) :

Would you please clean the table ? Lütfen masayı temizler misiniz ?
Would you mind helping me ? Bana yardım edebilir misiniz ?
John wouldn't wash the car today. John bu sabah arabayı yıkamak istemedi.



Must

Must :
-meli , -malı ,...lazım vbz.

1- Gereklilik ,lüzumluluk gösterir ( necessity ) .Sert bir emir ya da tavsiye için de kullanılır ( obligation )

Örnek ( example ) :

You must study hard. Çok çalışmalısın.
You musn't neglect your work Ödevini ihmal etmemelisin.

2- "Must" ın past hali yoktur.Çoğunlukla gereklilik ve tavsiye anlamında kullanıldığı zaman must,should , ought to ,"indirect" konuşmalarda past halde yalın olarak kullanılabilir.Normal olarak "have to" nun past hali olna "had to" dan yararlanılır.

Örnek ( example ) :

He must finish the work on time .( present ) İşini tam vaktinde bitirmek zorunda.
He had to finish the work on time .( past ) O, işi tam vaktinde bitirmek zorunda kaldı.




Have to & Has to

Have to :
-ya mecbur olmak , ....zorunda olmak ( necessity , obligation )

Has to :
aynı anlamda 3. tekil şahıslarda kullanılır

Örnek ( example ) :

I have to get more exercise for pass my exam. Sınavımı geçmek için, daha fazla alıştırma yapmaya mecburum. ( present )

She has to find a job after finish her scholl. Okulunu bitirince iş bulmak zorunda.( present)
He had to leave early yesterday. Dün erken ayrılmak zorunda kaldı.( past )


May & Might

may : -ebilir , abilir gibi anlam verir.

1- Present anlamda bir olasılık , ihtimal gösterir.( possibility ) ( %50 certain )

Örnek ( example ) :

He may come again. O , yine gelebilir.
Sally may be learning. O , belki öğrenebilir.

2- İzin için de kullanılır ( permission )

Örnek ( example ) :

Guests may not smoke in their rooms. Misafirler bu odalarda sigara içemezler.
She may drive my car whenever she wants to. O , ne zaman isterse arabamı kullanabilir.

Might :
-ebilir , -abilir anlamına gelir.


1- Present olarak ihtimal gösterir ( possibility ).İhtimal olarak may den biraz daha zayıf olarak düşünülür.( % 40 certain )

Örnek ( example ) :

I might buy a new dress next week. Önümüzdeki hafta yeni bir elbise satın alabilirim.

2- İzin için kullanılır.( permission )

Örnek ( example ) :

Might I bring a friend to the wedding ? Düğüne bir arkadaşımı getirebilir miyim ?

3- Past olarak diğer bir past cümle ile birlikte kullanılır.

Örnek ( example ) :

The teacher knew we might visit her. Öğretmen kendisini ziyeret edebileceğimizi biliyordu.
We said that you might go. Gitme ihtimaliniz olduğunu söyledik




Ought To

Ought to :
"sholud " ile aynı anlamdadır.Sorularda tercih edilir.( advice ,criticism )



Örnek ( example ) :

He ought not to neglect his work. O , işini ihmal etmemelidir.
You ought to be more polite to her.
Ona karşı daha resmi olmalısın.




Shall

Shall :

....mi ?Nazik bir teklif ve fikir iletme olarak sadece 1. tekil ve 1. çoğul şahıslarda kullanılır.
( offers , suggestions )

Örnek ( example ) :

Shall we dance ? Dans edelim mi ?
Shall we stop for a drink ? İçmeye son verelim mi ?

ŞARTLI CÜMLELER / IF CONDITIONALS - WISHES - UNREAL PAST ( ingilizce eğitim)

ŞARTLI CÜMLELER / IF CONDITIONALS - WISHES - UNREAL PAST


IF CONDITIONALS

İngilizcede şartlı ( conditional ) bir cümle ,bir ana cümle ve yardımcı cümlden oluşur.Yardımcı cümlenin başına " eğer" anlamında " if " getirilirse , bu cümle " if conditionlas " cümle olur.

Örnek ( example ) :

if I study hard , I will pass my exams.


Conditional cümleler genel olarak 3 sınıfa ayrılırlar :

1- Probable / Possible Condition ( Olumlu , Present / Future anlamı verir )

2- Improbable / Imaginary Condition ( Olumsuz ,Present / Future anlamı verir )

3- Unfulfilled / Unreal Condition ( Olumsuz ,Past anlam verir )


Probable / Possible Condition

Bu tip şartlı cümle "olabilir ,gerçekleşebilir" bir şartı gösterir.Zaman "present" ya da "future" olur ve yardımcı cümle ( if clause ) "future " olarak kurulur.

Örnekler ( examples ) :

If she goes to party tonight , she will have a good time. Eğer bu gece partiye giderse ,iyi vakit geçirecek.
If he has enough money , he will buy a car. Eğer yeterli parası olursa , bir araba satın alacak.

c

Bu tip şartlı cümle olması imkansız bir dilek , şart gösterir.Ana cümle "modal"ın "past" ı şeklinde ,yardımcı cümle de ( if clause ) " past " şeklinde olur.Ancak anlam "present" ya da "future" olur.

Örnekler ( examples ) :

If she invited me , I would go to her party tonight. Eğer beni davet etmiş olsa bu akşam onun partisine giderdim
If I had enough money ,I could buy this house. Eğer yeterli param olmuş olsa , bu evi alırdım.

Unfulfilled / Unreal Conditions

Bu tip şartlı cümle , geçmişte gerçekleşmemiş bir şartı gösterir.Ana cümle "modal perfect" yardımcı cümle ( if clause) " past perfect" olarak kurulur.Geçmişteki anlam kullanılan modal a göre elde edilir.

Örnekler ( examples ) :

If I had studied harder,I would have passed. Eğer daha çok çalışsaydım , geçerdim.
If you had been here ,I might have helped you. Eğer burada olsaydınız,size yardım edebilirdim.

WISHES

Türkçede "keşke...." anlamına gelen dilek , istek bildiren cümleler İngilizce'de "wish" kullanarak yapılır.


1- Wish + Past Tense ( Present anlam için )

Örnekler ( examples ) :

I wish I had a new car now. Keşke şimdi yeni bir arabam olsa.
I wish I knew the answer. Keşke yanıtı bilsem.

2- Wish + Past Perfect Tense ( Past anlam için )

Örnekler ( examples ) :

I wish I had accepted the invitation. Keşke daveti kabul etseydim.
I wish I could have traveled with you. Keşke sizlerle beraber seyahat edebilseydim.

EDİLGEN - ETTİRGEN CÜMLE / PASSIVE VOICE / CAUSATIVE FORM ( ingilizce eğitim)

EDİLGEN - ETTİRGEN CÜMLE / PASSIVE VOICE / CAUSATIVE FORM


PASSIVE VOICE

Passive voice aşağıda belirtilen durumlar için kullanılır :

1- Hareketi ( eylemi ) yapan bilinmiyorsa

2- Hareketi ( eylemi ) yapan belirsiz ve önemsizse

3- Yapılan hareket daha önemliyse

4- Hareketi gerçekleştiren açıklanmak istenmiyorsa


Bir cümlede hareketi yapan cümlenin öznesi ise , o cümle active ( etken ) dir.Active bir cümlenin nesnesi yeni bir cümlenin öznesi durumuna getirilirse , o cümle passive ( edilgen ) olur.Passive form da hareketi yapan özneye değinmek önemsizdir.Bu nedenle cümle sonunda " by......" kullanmaya gerek kalmaz.


Örnek ( example ) :

Active Passive
Peter wrote a letter. A letter was written. ( by Peter )
He broke the window. The window was broken. ( by him )

Passive cümle nasıl kurulur :

1- Active cümlenin nesnesi pasif cümlenin öznesi olarak seçilir.

2- Passive cümle kurmak için -to be yardımcı fiillerinden gerekli olan birini "özne" ve "zaman" durumuna göre seçeriz.( am,is,are,was,were,been )Passive cümlenin zamanı active cümlenin zamanı olur.

Simple Tense'ler için : özne + be + fiil 3 + ( by....)

Progressive Tense'ler için : özne + be + being + fiil 3 + ( by....)


Örnekler ( examples ) :

Present Simple She tells a story.( active)
  The story is told. ( passive)
Present Continuous She is telling a story.( active )
  A story is being told.( passive )
Present Perfect She has told a story.( active)
  A story has been told.( passive )
Past Simple She told a story.( active )
  A story was told.( passive )
Past Continuous She was telling a story.( active)
  A story was being told.( passive )
Past Perfect She had told a story. ( active)
  A story had been told.( passive )
Future Simple She will tell a story. ( active )
  A story will be told.( passive )
Be Going To She is going to tell a story.( active )
  A story is going to be told. ( passive )
Future Perfect She will have told a story.( active )
  A story will have been told.( passive )
Modals ( May )

She may tell a story. ( active )

  A story may be told. ( passive)

CAUSATIVE FORMS

Bazen bir cümlede özne , bir başkasına iş yaptırır.Bu tip bir cümle kuruluşuna "causative" denir.


Örnekler ( examples ) :

He had his car painted. O arabasını boyattı.

Causative bir cümle kurmak için en sık kullanılan filler ; have , get ve make fiilleridir.


Have

1- have + something + fiil 3 : bir şey yaptırmak


Örnekler ( examples ) :

I have my hair cut every month.

She may have her house painted tomorrow.


2- have + someone + fiil : birine birşey yaptırmak


Örnek ( example ) :

She has the her husbands prepare the breakfeast.

I will have you wash the car.


Get

1- get + something + fiil 3 : bir şey yaptırmak


Örnek ( example ) :

I get the house painted every two years.

You may get your room redecorated.

2- get + someone + fiil : birine birşey yaptırmak


Örnek ( example ) :

She always gets the same couffeur to cut her hair.

He got you to mail the letters.

Make

1- make + someone + fiil :


Örnek ( example ) :

I will make you wash my car.

The teacher makes the students study their lessons.

2- make + someone + adjective ( sıfat )


Örnek ( example ) :

His nonsense talk will make me nervous.

This kind of difficult work always makes us tired.

THE INFINITIVE AND - ing FORMS / MASTAR

1- INFINITIVE ( Mastar )

Fiilin mastar hali infinitive'dir. Fiil önüne to alır.

a- Belirli fiilllerden sonra infinitivite ( infinitive after certain verbs )

Bazı belirli fiillerden sonra sadece infinitive kullanılır.

to agree anlaşmak to promise söz vermek
to arrange düzenlemek to hope ümit etmek
to decide karar vermek to offer teklif etmek
to plan planlamak to prepare hazırlamak
to refuse reddetmek to seem gözükmek
to volunter gönüllü olmak to manage başarmak


Örnekler ( examples ) :

Marry agrred to sell her car.
I decided not to see him any more.
She refused to make a speech.
I hope to see you soon.
Marry offered to help with the dishes.
Helen promised to come early.
He managed to finish the job on time.
They plan to leave the house tonight.
Tom doesn't seem to understand me.

b- Bazı belirli fiillerden sonra -ing veya infinitive kullanılabilir

to allow izin vermek to advise tavsiye etmek
to dislike sevmemek to neglect ihmal etmek
to hate nefret etmek to prefer tercih etmek
to intend niyet etmek to remember hatırlamak
to like sevmek to start başlamak
can't stand katlanamamak can't bear dayanamamak
to begin başlamak to continue devam etmek


Örnekler ( examples ) :


to begin

She began to talk loudly.
She began talking loudly.


to continue

I will continue to take private lessons.
I will countinue taking private lessons.

2- -ing (Gerund )

Bir Gerun fiilin sonuna - ing eklenerek türetilir.Fiil isimleştirilmiş olur ve isim gibi görev yapar.Cümlede özne ya da nesne olarak kullanılabilir.

Örnek ( example ) :

to walk yürümek
walking yürüyüş , yürüme

Özne olarak kullanımı : Walking is a good exercise.
Nesne olarak kullanımı : I like walking.

a- Belirli fiillerden sonra - ing ( gerund ). 8 Gerund after certain verbs )

to admit itiraf etmek to finish bitirmek
to appreciate takdir etmek to imagine hayal etmek
to remeber hatırlamak to avoid sakınmak
to keep tutmak to resent kızmak
to consider dikkate almak to miss özelmek
to delay geciktirmek to postpone ertelemek
to deny inkar etmek to practise uygulamak
to stop durmak to discuss tartışmak
to quite bırakmak to suggest fikir vermek , önermek
to enjoy hoşlanmak to recall hatırlamak


Örnekler ( examples ) :

The girl admitted stealing the money.
I consider living in the country.
He denied cheating on the exam.
I miss walking in the garden.

b- - ing alan belirli deyimler ( some certain expressions taking - ing )

to give up vazgeçmek , bırakmak
to be opposed to karşı olmak
to look forward to dört gözle beklemek , iple çekmek
to be interested in ilgi duymak
to go on devam etmek
to keep on devam etmek
to be afraid of birşeyden korkmak
to be bad / good at bir şeyde kötü / iyi olmak

Örnekler ( examples ) :

We are looking forward to seeing you.
She is afraid of hurting Bob's feelings.
Ellen always keep on telling the same story.
I am interested in buying a car.
I am good at learning English.

Chat yapmak için ingilizce pratik günlük yazılar.

Merhaba Hi

Günaydın Good morning!

İyi günler Good day

İyi geceler Good night!

İyi akşamlar Good evening!

Nasılsın How are you?

İngilizce biliyor musunuz? Do you speak english?

Çok az ingilizce biliyorum I can speak very little english

İngilizcem iyi değil My english is not good

Türkçe konuşabilir misin? Can you speak Turkish?

Adın ne? what is your name?

Adın çok güzel Your name very nice

Yaşın kaç how old are you?

Yaşım 25 I am 25 years old

İyi misin? Are you all right?

İyi misin? Are you ok?

Sağol, iyiyim Thanks, I am fine

Çok iyiyim, teşekkür ederim I am Very well, thank you.

Her zamanki gibi As usual

İyiyim I am fine

Bomba gibiyim I am coll

Hastayım I am sick

Harikayım I am cool!

Eh, şöyle böyle So so

Harikasın You are great

Harika Great

Yaş,cinsiyet,yer ? asl? (age,sex,location)

Sizinle tanışmak çok hoş Nice meeting you

Seni gördüğüme sevindim Nice to see you.

Tanıştığımıza memnun oldum Nice to meet you

Sana kendimi tanıtıyım Let me introduce you myself

Ben diyarbakırda oturuyorum I am staying in diyarbakır

Yazişalım Let's write

Başla! Devam et! Get on with it!

Hadi konuşalım Lets talk

Ne var ne yok What's up?

Sana bir soru sorabilir miyim? Can i ask a question?

Ne iş yapıyorsun? What is your job?

İşin ne what is your job

Öğrenci misin? Are you a student?

Sen bekar mısın? Are you single?

Ben hala bekarım I am still single

Evli misin? Are you married?

Erkek arkadaşın var mı? Have you got any boyfriend?

Türkiye dünyanın neresinde? where is turkey in the world?

Orda mısın? Are you there?

Hangi takımı tutuyorsun? Which is your favourite team?

Hangi millettensiniz? What is your nationality?

Hayatında ne olup bitiyor? What is happening?

Türkçe biliyor musunuz? Do you speak Turkish?

Türkiyeye geldin mi? have you ever been turkey.

Boş zamanlarında ne yapıyorsun? What do you do in your spare times?

Hobilerin nelerdir? What are your hobbies?

Başka ilgi alanın? Another interests?

İşler nasıl? How is business?

Burcunuz nedir? What is your sign?

Çok gezer misin? Dou you travel often

 

Veb-cameran var mı? have you got a web-cam?

Yardım edebilir misiniz? Can you help me?

Yardımcı olabileceğim birşey var mı? Is there anything I can get for you?

Yardımcı olabilir miyim? May I help you?

Yazıklar olsun sana So much the worse for you

Yirmidört saat yetmiyor There aren't enough hours in a day

Önemli değil It does not matter

Zarari yok, fark etmez. It doesn't matter

Zor kurtulduk We had a narrow escape

Annen nasıl? How is your mother?

Anlamadım I dont understand

Ana kuzusu Baby-in-arms

Allahtan tek dileğim bana evet demen All I pray to God is you saying "Yes!"

allahaısmarladık Good bye

Ailenle mi yaşıyorsun Do you stay wiht your parent

Aileniz nasıl? How is your family?

Aferin Well done

Afedersiniz Excuse me

Adresini ver give me your address!

Acelem var I am in a hurry

Acele et be quickly

Seni seviyorum I Love You

Senin aşkın olmadan yaşayamam I can't live without your love

Sensiz yaşayamam I cant live without you

Sevgilim my darling

Sevgim sonsuza dek sürecek Love in my heart is forever

Sıkıntıdan patlıyorum I am bored stiff

Siz kendi işinize bakın Mind your own business

Size katılabilir miyim? May I join you?

Sizi anlamıyorum I dont understand you

Sizi çok özleyeceğim I will miss you very much

Sizi duyamıyorum. I can't hear you

Son zamanlarda Recently

Sözlerimi anlıyor musunuz? Do you understand my words

Sus Shut up

Şansınız varmış You were in luck

Şimdilik bu kadar That's all for now

Şimdiye kadar nerelerdeydiniz? Where have you been all my life??

Tatlım My sweet curse

Tebrikler. Congratulations

Tekrar edebilir misiniz? Could you repeat that please

Telefon numaranızı alabilir miyim? May I have your phone number please?

Başım ağrıyor I have a headache

Bana göre hava hoş It is the same to me

Aşkın olmadan mutlu olamam There is no happiness without your love

Aşkımız ömür boyu sürecek Our love will last forever

Aşağı yukarı More or less

Arkadaş olalım mı? Are we can be friend?

Aramayı unutma Don't forget to call

Ara sıra Now and then

Beni bekle Wait for me

O kadar da iyi değil Not so great!

Önemi yok It is of no consequences

Önemi yok, zararı yok. It makes no matter

Pek iyi sayılmaz Not so hot

Resmini gönderir misin? Can you send me your picture?

Resmini gösterir misin? Can you show me your picture?

Saat kaç ? What time is it ?

Sana aşık oldum I fell in love with you.

Sana ihtiyacım var I need you

Sana resmimi gönderiyorum Now I am sending my picture to you

Sen gördüğüm en güzel kızsın You are most beatiful girl I have ever seen

Seni görmek istiyorum I want see you

Seni hatırladım I have remembered you

Ders çalışmam lazım I have to study

Defol Piss off

Dans edermisiniz? Would you like to dance?

Çok yoğunum I am snowed under

Çok yakında görüşürüz I will see you real soon.

Çok uykusuzum I am really sleepy

Çok naziksiniz You are so kind

Çok nadir Very seldom

Çok heyecan vericisin You are so exciting

Çok güzelsin You are very beatiful

Canım çok sıkılıyor. I am dead bored

Bunun benimle bir alakası yok  This has nothing to do with me

Bunu tekrar açıklayabilir misiniz? Could you explain that again?

Bundan bana ne? What is that to me?

Bu olabileceğin en kötüsüdür That is the worst of it

Seni çok özleyeceğim I will miss you very much.

Bu günlerde Nowadays

Böylesi en hayırlıdır. it is for the best

Boşa harcayacak bir dakikam yok Not a moment to spare

Hoşgeldiniz welcome!

Birşey değil You are welcome

Bir zamanlar Once upon a time

Bir dahaki sefere görüşürüz See you next time

Berbat görünüyorsun You look like a hell

Benimle yaşamak ister misin? Would you like to live with me?

Benimle yarışmak ister misin? Would you like to race with me?

Benimle evlenmeni çok istiyorum I want you so much to marry me

Benimle evlenir misin? Will you marry me

Beni unutma Dont forget me

Beni tanıdın mı? Do you recognize me?

Beni seviyor musun? Do you love me?

Beni ilgilendirmez! I couldnt care less!

Beni hatırladın mı? Do you remember me

Beni görüyor musun? Dou you see me?

Hiç fark etmez It doesnt make any difference

Haydi, çabuk Come along

Gürültü var. Neden? It is too noisy. Why?

Elbet bir gün Some day

Görüşelim Lets we talk over often!

Gidelim Lets go

Gerçekten çok kötü üşütmüşüm, Ateşim var I have got a really bad cold. I have got a temperature

Fiyatı ne kadar? How much does it cost?

Galatasaray benim favori takımımdır Galatasaray is my favorite Football club.

Genellikle müzik dinlerim. müzik benim hobimdir. I generally listen to music. Music is a hobby of mine.

Fark etmez It doesnt make any difference

Evli misin Are you marriaged?

Evlen benimle Marry me!

Eşin nasıl? How is your wife?

Eskiden Formerly

en sevdiğin film hangisi? What is your favorite movie/film?

Eminim I am sure.

Elden birşey gelmez. It cant be helped

Eğer yardım gerekirse haberim olsun If I can help you, just let me know

Durumun nasıl? How is everything

Diyarbakırı gördün mü? Do you ever seen Diyarbakır

Dışarı çıkalım Lets go out

Dilimin ucunda It is on the tip of my tongue

Ne yapıyorsun? What are you doing?

Ne var? Ne oldu? What is the matter

Nasıl erkeklerden hoşlanırsın? Dou you like what kind men?

Ne tür erkeklerden hoşlanırsın? Dou you like what kind men?

Ne istiyorsun? What are you want?

Ne demek istiyorsun? What are you hinding it?

Ne ima etmek istiyorsunuz? What are you hinding it

Çok naziksiniz You are so kind.

Midem bulanıyor I feel sick

Mesleğiniz nedir ? What's your occupation?

Selamün aleyküm Peace be on you

Memnuniyetle With my pleasures.

Memnun oldum How do you do

Mehmet Türk Kebabını çok sever. Mehmet has a great liking for Turkish Kebaps

Mehmet bilgisayarda uzmandır. Mehmet is expert on computer

Mail adresini ver Give me your mail address

Maalesef Unfortunately

Kulaklarıma inanamıyorum. I cant believe my ears.

Korkak Chicken-hearted

Kolay gelsin Take it easy

Kıt kanaat geçiniyoruz We eke out a living.

Kırk yılda bir Once in a blue moon

Kendimi çok iyi hissediyorum I feel like a million dollars

Kardeş gibiyiz We are like brothers

gitmem lazım I really have to go now

kahretsin shit

Kaç lira? How much is it?

İşim bitti, şimdi çıkabiliriz. My work is over, We can go out now.

İngilizce "elma" nasıl denir? What is "apple" called in english?

Aman tanrım Oh my god!

bugün hava çok soğuk It is very cold today

bugün hava çok sıcak It is very hot today

kendine iyi bak take care

gitmeliyim I  must go

Para yok No money

türkiyeye tatile gel Come to turkey for holiday

Mail yoluyla gönder Send me via mail

Bekliyorum I am waiting

Biraz bekle Wait a moment

Ne çeşit müzikten hoşlanırsın Dou you like what kind music?

Bana favori şarkını gönder Send me your favorite song

Orda saat kaç What time is it in there

Resmim yok i dont have pic

İsteğimi kabul et Accept my request

Daha fazla chatleşmek isterdim ama bilgisayarımı kapatmalıyım I really want to chat more with you but I have to go

Umarım yalancı tiplerden değilsindir I hope you arent the cheating type

O hiçbir işe yaramaz It is good for nothing

O benim en yakın arkadaşım He is my closest friend

Numaraya şu an ulaşılamıyor The number cant be reached at the moment

Numara meşgul The number is busy

Neden konuşmuyorsun? Why you dont speak with me?

Niçin konuşmuyorsun? Why you dont speak with me?

Neyiniz var? What is the matter with you

Nerelisin? Where are you from?

Nerelerdesin?Where have you been?

Nerelerde gizleniyordun? Where have you been hiding yourself?

nerede yaşıyorsun? Where are you live?

Neler yapıyorsun? What's going on?

Ne zaman isterseniz Any time

Seni göremiyorum I cant see you

Seni göremiyorum I cant see you

Ben öğretmenim I am a teacher

Resmin nerde Where is your pic?

Beni orda bulamazsın You wont find me there

Çok tehlikeli It is too dangerous!

Uçaktan korkarım I am afraid of plane

Yarın aynı saate chatleşelim mi? Can we chat in this time tomorrow?

uçak çok pahalı The plane is very expensive

Ne güzel Excellent

ben çok açım I am so hungry

Hala istanbulda mısın? You still in İstanbul?

Dün sıcaktı It was hot yesterday

Dün serindi It was cool yesterday

Zirve100 Site ekle
Myspace Topsites Yabanci Dil