| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

ingilizce ders,pratik,örnek,test,ingilizce chat muhabbet

İngilizce öğreten blog, ingilizce ders pratik, konuşma, hızlı öğrenme ve tüm konular ve chat - Learning English Online - English Grammar, Vocabulary, Exercises, Exams - information for learners of English as a foreign language.

Yazılar arşiv 12.2008 Other entries in 2008-12 resimler , videolar

ZARFLAR / ADVERBS ( ingilizce eğitim )

ZARFLAR / ADVERBS

Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )

always daima
sometimes bazen
occasionally ara sıra
usually genellikle , umumiyetle
generally genellikle
frequently sık sık
seldom nadiren
rarely nadiren , seyrekçe


Örnekler ( examples ) :

We always eat breakfeast at home.
I seldom take a bus to school.
We are often at home after school.
He rarely drinks cola.
They usually go for a walk in the park.

Ever & Never


Ever : Hiç anlamında genellikle sorularda kullanılır.Yanıtlarda ise , olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

Do you ever watch TV in the morning ?


Never : Sadece yanıtlarda kullanılır ve " hiç / asla " gibi anlam verir, cümleyi olumsuz yapar.


Örnek ( example ) :

He is never lazy , but he is sometimes careless.


Still , Already , Yet


Still :" Halen / Hala " anlamında soru , olumlu ve olumsuz cümlelerde kullanılır.


Örnek ( example ) :

He still lives in İzmir.

Do you still study French with the same teacher ?

They still can't speak English.


Already :" Şu anda , Hali hazırda " anlamına gelen bu deyim genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.

Örnek ( example ) :

I have already seen her.

Yet oru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir.

Örnek ( example ) :

Haven't you set the table yet ?

I haven't driven your car yet.


Too , Any More , Very , Enough


Too :"Çok aşırı" anlamına gelen bu sözcük sıfatların önüne gelir ve anlamını niteler.Cümlede olumsuz bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is too cold.

The problem is too diffucult.


Any more :" Artık..." anlamı verir.Olumsuz cümlelerde cümle sonunda kullanılır.


Örnek ( example ) :

English isn't diffucult for me any more.


Very :" Çok " anlamına gelen bu kelime sıfatların önüne gelir ve anlamı niteler.Cümlelerde genellikle olumlu anlam verir.


Örnek ( example ) :

The water is very cold.


Enough :" Yeterli " anlamına gelen bu kelime sıfatlardan sonra konur ; cümlede olumlu bir anlam verir.


Örnek ( example ) :

The ice is thick enough for skating.

KARŞILAŞTIRMALAR ( COMPARISONS ) ( ingilizce eğitim )

KARŞILAŞTIRMALAR ( COMPARISONS )


SIFATLARIN KARŞILAŞTIRMALARI
(Comparison of adjectives )

İngilizcede sıfatların karşılaştırılmalı olarak birbirinden üstünlük durumunu 3 bölümde inceleyebiliriz.

1- Positive form : Normal şekli
2- Comperative form : Karşılaştırma şekli
3- Superlative form : Üstünlük şekl

Sıfatlar yapı olarak üç şekilde bulunurlar :

1- Tek ve bazı iki heceli sıfatlar
2- Çok heceli sıfatlar
3- Düzensiz sıfatlar

1- Tek ve bazı iki heceli sıfatlar :

Tek ve bazı iki heceli sıfatların comperative durumunu elde etmek için sıfat sonuna ( - er ) eklenir.Superlative durumunu elde etmek için sıfat sonuna ( - est ) eklenir.


Örnek ( example ) :

Positive Comperative Superlative
young ( genç ) younger ( daha genç ) the youngest ( en genç )

2- Çok heceli sıfatlar

Çok heceli sıfatların comperative durumunu elde etmek için sıfat önüne more getirilir.Superlative durumunu elde etmek için sıfat önüne the most getirilir.


Örnek ( example ) :

Positive Comperative Superlative
beautiful ( güzel ) more beautiful ( daha güzel ) the most beautiful ( en güzel )

3- Düzensiz sıfatlar

Düzensiz sıfatların comperative ve superlative şekilleri de düzensizlik gösterir.


Örnek ( example ) :

Positive Comperative Superlative
good ( iyi ) better/ than ( -den daha iyi ) the best ( en iyi )
bad ( kötü ) worse the worst
much ( fazla ) more the most
many more the most


Birbirine eşit ,benzer ya da farklı olan şeyleri sıfat kullanarak birkaç şekilde karşılaştırabiliriz.

1- as + sıfat + as ( ......kadar.... )

Örnek ( example ) :

My car is as expensive as yours.


2- Çoğul / Tekil özne + linking verb + the same / similar / alike / different


Linking verb 'ler şunlardır:

a- " Verb to be " şekilleri : be, am , is ,are,was,were,been

b- Beş duyu fiilleri : feel , look, smell , sound , taste

c- Diğerleri : appear , become , get,go, remain , stay , turn , grow

Örnekler ( examples ) :

These cars are the same.
These cars look the same.
My car lokks the same as that one.

ZARFLARIN KARŞILAŞTIRILMALARI ( Comparison of adverbs )


Zarflar çok çeşitlidir.Bunlardan hareket ve tarz gösterenler zarfların karşılaştırması yapılabilir.

Hareket ve tarz bildiren bir zarf elde etmek için belirli sıfatların sonuna ( - ly ) eklenir.Ancak düzensiz sıfatlar değişikliğe uğramaz.


Örnek ( example ) :

  Sıfat Zamir
Düzenli sıfat : quick (çabuk ) quickly ( çabukça )
Düzensiz sıfat : fast ( hızlı ) fast

Tek ve bazı iki heceli zarfların comperative durumunu elde etmek için sıfat sonuna ( - er ) eklenir.Superlative durumunu elde etmek için sıfat sonuna ( - est ) eklenir.


Örnek ( example ) :

Ted drives faster than Bob.

Çok heceli zarfların comperative durumunu elde etmek için sıfat önüne more getirilir.Superlative durumunu elde etmek için sıfat önüne most getirilir.


Örnek ( example ) :

Mary dances more beautifully than her sister.

Düzensiz zarfların comperative ve superlative şekilleri de düzensizlik gösterir.


Örnek ( example ) :

Fred speaks well.

Phrasal Verbs ( ingilizce eğitim )

Phrasal Verbs


A
ask out invite on a date rica etmek, davet etmek
ask over invite to one's home eve davet etmek

B
back up give support desteklemek
blow up explode patlamak
break down stop working properly bozulmak
break down become mentally ill ruhen yıkılmak
break off end something ilişiğini kesmek
bring about cause to happen neden olmak
bring back recall geri aramak
bring down cause to fall hata yapmak
C
call off cancel something iptal etmek
call on visit ziyaret etmek
carry on (with ) continue devam etmek
carry over postpone ertelemek
catch up on become up-to-date yakalamak, yetişmek
check for try to find aramaya çalışmak
check into investigate araştırmak
check into enter a hospital, hotel etc. bir yere giriş yapmak
check out leave a hotel, hospital bir yerden ayrılmak
check on make sure something is OK kontrol etmek, emin olmak
clean up tidy temizlemek
come across meet tanışmak
come along accompany someone beraber gelmek
come by obtain bulmak
come down with become ill from hastalanmak
come into inherit miras almak
come out be published yayınlamak
cut in interrupt kesmek
cut out stop an action durdurma
cut up cut into small pieces küçük parçalara bölmek

D
do away (with) abolish durdurmak
do in kill öldürmek
do out clean temizlemek
do with need want ihtiyacı olmak , istemek
dress up wear elegant clothes resmi giyinmek
drop in visit someone unexpectedly beklenmedik ziyaret

F
fall back retreat geri çekilmek
fall for fall in love with somebody birine aşık olmak
fall off decrease azalmak
fall on attack saldırmak
fall out ( with ) quarrel kavga etmek

G
get about move around , spread yayılmak
get away ( from ) escape , leave kaçmak , terketmek
get along (with) have a friendly relationship arkadaş olmak
get sb down depress çökmek, depresyona girmek
give off emit çıkarmak
give back return geri dönmek
give up stop ( a habit etc ) durmak
go for attack saldırmak
go down with become ill hastalanmak
go out be extinguished söndürmek

H
hold back hesitate tereddüt etmek
hold on wait beklemek
hold up delay ertelemek , geciktirmek

K
keep at sth continue working on sth çalışmaya devam etmek ( bir şey üzerinde )
keep away ( from ) stay away uzakta durmak , uzakta kalmak
keep back stay back geride durmak , geride kalmak
keep sb/sth down control birini , birşeyi kontrol etmek
keep on continue devam etmek

L
let sb down disappoint hayal kırıklığına uğratmak
let on reveal a secret sırrını açmak, açıklamak
look after take care of önlem almak
look for search for araştırmak
look forward to anticipate beklemek , ummak
look into investigate araştırmak , incelemek
look over inspect carefully gözden geçirmek , göz atmak

M
make up invent icat etmek ,yaratmak

P
put away put in the usual place kenara koymak , biriktirmek
put down suppress by force ,attribute to , bastırmak ,değer biçmek
put forward propose önermek, teklif etmek
put off postpone ertelemek
put on switch on , increase(weight) giyinmek , artmak ( kilo )
put out extinguish söndürmek , tüketmek

R
run across meet or find by chance rastlamak , tesadüf etmek
run after chase kovalamak , peşinden koşmak
run away with steal çalmak
run out of come to an end sona ermek

S
set about begin to do yapmaya başlamak
set up start a business işe başlamak, işe koyulmak
stand by remain loyal sadık kalmak , yanında olmak
stand for represent göstermek , anlatmak

T
take after look like benzemek
take down lenghen a garment, seperate to pieces indirmek , parçalara ayırmak
take in give accommodation kalacak yer vermek
take for identify sb or sth wrongly sanmak , zannetmek
take off remove clothes üstünü çıkarmak
take to like hoşlanmak
turn away refuse to let in kovmak,defetmek
turn down reduce volume sesi azaltmak
turn in go to bed yatmak
turn off switch off kapamak
turn on switch on açmak

W
work on be busy with meşgul olmak
work out find by resoning problemi çözmek , halletmek
work up develop geliştirmek

MODALS ( ingilizce eğitim )


Should/Shouldn't

Should : -meli ,-malı ,...iyi olur anlamında tavsiye için kullanılır. ( advice ,criticism )

"Must" ve "have to" ya göre daha zayıf bir mecburiyet anlamı taşır.

Örnek ( example ) :

He should drive more carefully. Daha dikkatli sürmeli./sürse iyi olur
You should try to make more of an effort. Daha fazla çaba sarfetmelisiniz. 


Can & Could

Can :
- ebilir ,-abilir anlamına gelir

1- Yeteneklilik gösterir ( ability )

Örnek ( example ) :

Animals can't speak. Hayvanlar konuşamazlar.

She can speak engilish.
O ingilizce kouşabilir.

2- İzin gösterir ( permission )

Örnek ( example ) :

You can have a party. Partiye gidebilirsin.

Could :

1- Present olarak izin istemek , olasılık ve nazik bir istek için kullanılır.

Örnek ( example ) :

Could I borrow your pen ? Kaleminizi ödünç alabilir miyim ? ( permission )
It could snow tonight. Bu gece kar yağabilir. ( probability )
Could I invite you to drink tea ? Sizi çay içmeye davet edebilir miyim ? ( request )

2- Can in past şekli olarak kullanılır ( ability ).

Örnek ( example ) :

She could play the piano at the age of four. O dört yaşındayken piano çalabiliyordu.
We couldn't go out last night. Dün gece dışarıya gidemedik.



Be Able To

Be able to :
-ebilir , -abilir olmak

Can in yerine kullanılabilir.Kuruluşunda "to be "fiili olduğu için "to be" fiilinin girebildiği tense lere girer.

Örnek ( example ) :

I am able to answer this question. Bu soruyu cevaplayabilirim. ( ability )
I was able to swim across to river. Nehrin karşı tarafına yüzebildim. ( ability )



Will

Will :
nazik bir teklif , bir rica için kullanılır. ( requests )


Örnek ( example ) :

Will you give me a hand ? Bana elini verir misin ?
Will you , close the window please ? Pencereyi kapatabilir misiniz lütfen ?



Would / Wouldn't

Would :
Nazik bir rica , teklif için kullanılır.( offers ,requests ) Will in past ı olarak da kullanılır.

Örnek ( example ) :

Would you please clean the table ? Lütfen masayı temizler misiniz ?
Would you mind helping me ? Bana yardım edebilir misiniz ?
John wouldn't wash the car today. John bu sabah arabayı yıkamak istemedi.



Must

Must :
-meli , -malı ,...lazım vbz.

1- Gereklilik ,lüzumluluk gösterir ( necessity ) .Sert bir emir ya da tavsiye için de kullanılır ( obligation )

Örnek ( example ) :

You must study hard. Çok çalışmalısın.
You musn't neglect your work Ödevini ihmal etmemelisin.

2- "Must" ın past hali yoktur.Çoğunlukla gereklilik ve tavsiye anlamında kullanıldığı zaman must,should , ought to ,"indirect" konuşmalarda past halde yalın olarak kullanılabilir.Normal olarak "have to" nun past hali olna "had to" dan yararlanılır.

Örnek ( example ) :

He must finish the work on time .( present ) İşini tam vaktinde bitirmek zorunda.
He had to finish the work on time .( past ) O, işi tam vaktinde bitirmek zorunda kaldı.




Have to & Has to

Have to :
-ya mecbur olmak , ....zorunda olmak ( necessity , obligation )

Has to :
aynı anlamda 3. tekil şahıslarda kullanılır

Örnek ( example ) :

I have to get more exercise for pass my exam. Sınavımı geçmek için, daha fazla alıştırma yapmaya mecburum. ( present )

She has to find a job after finish her scholl. Okulunu bitirince iş bulmak zorunda.( present)
He had to leave early yesterday. Dün erken ayrılmak zorunda kaldı.( past )


May & Might

may : -ebilir , abilir gibi anlam verir.

1- Present anlamda bir olasılık , ihtimal gösterir.( possibility ) ( %50 certain )

Örnek ( example ) :

He may come again. O , yine gelebilir.
Sally may be learning. O , belki öğrenebilir.

2- İzin için de kullanılır ( permission )

Örnek ( example ) :

Guests may not smoke in their rooms. Misafirler bu odalarda sigara içemezler.
She may drive my car whenever she wants to. O , ne zaman isterse arabamı kullanabilir.

Might :
-ebilir , -abilir anlamına gelir.


1- Present olarak ihtimal gösterir ( possibility ).İhtimal olarak may den biraz daha zayıf olarak düşünülür.( % 40 certain )

Örnek ( example ) :

I might buy a new dress next week. Önümüzdeki hafta yeni bir elbise satın alabilirim.

2- İzin için kullanılır.( permission )

Örnek ( example ) :

Might I bring a friend to the wedding ? Düğüne bir arkadaşımı getirebilir miyim ?

3- Past olarak diğer bir past cümle ile birlikte kullanılır.

Örnek ( example ) :

The teacher knew we might visit her. Öğretmen kendisini ziyeret edebileceğimizi biliyordu.
We said that you might go. Gitme ihtimaliniz olduğunu söyledik




Ought To

Ought to :
"sholud " ile aynı anlamdadır.Sorularda tercih edilir.( advice ,criticism )



Örnek ( example ) :

He ought not to neglect his work. O , işini ihmal etmemelidir.
You ought to be more polite to her.
Ona karşı daha resmi olmalısın.




Shall

Shall :

....mi ?Nazik bir teklif ve fikir iletme olarak sadece 1. tekil ve 1. çoğul şahıslarda kullanılır.
( offers , suggestions )

Örnek ( example ) :

Shall we dance ? Dans edelim mi ?
Shall we stop for a drink ? İçmeye son verelim mi ?

ŞARTLI CÜMLELER / IF CONDITIONALS - WISHES - UNREAL PAST ( ingilizce eğitim)

ŞARTLI CÜMLELER / IF CONDITIONALS - WISHES - UNREAL PAST


IF CONDITIONALS

İngilizcede şartlı ( conditional ) bir cümle ,bir ana cümle ve yardımcı cümlden oluşur.Yardımcı cümlenin başına " eğer" anlamında " if " getirilirse , bu cümle " if conditionlas " cümle olur.

Örnek ( example ) :

if I study hard , I will pass my exams.


Conditional cümleler genel olarak 3 sınıfa ayrılırlar :

1- Probable / Possible Condition ( Olumlu , Present / Future anlamı verir )

2- Improbable / Imaginary Condition ( Olumsuz ,Present / Future anlamı verir )

3- Unfulfilled / Unreal Condition ( Olumsuz ,Past anlam verir )


Probable / Possible Condition

Bu tip şartlı cümle "olabilir ,gerçekleşebilir" bir şartı gösterir.Zaman "present" ya da "future" olur ve yardımcı cümle ( if clause ) "future " olarak kurulur.

Örnekler ( examples ) :

If she goes to party tonight , she will have a good time. Eğer bu gece partiye giderse ,iyi vakit geçirecek.
If he has enough money , he will buy a car. Eğer yeterli parası olursa , bir araba satın alacak.

c

Bu tip şartlı cümle olması imkansız bir dilek , şart gösterir.Ana cümle "modal"ın "past" ı şeklinde ,yardımcı cümle de ( if clause ) " past " şeklinde olur.Ancak anlam "present" ya da "future" olur.

Örnekler ( examples ) :

If she invited me , I would go to her party tonight. Eğer beni davet etmiş olsa bu akşam onun partisine giderdim
If I had enough money ,I could buy this house. Eğer yeterli param olmuş olsa , bu evi alırdım.

Unfulfilled / Unreal Conditions

Bu tip şartlı cümle , geçmişte gerçekleşmemiş bir şartı gösterir.Ana cümle "modal perfect" yardımcı cümle ( if clause) " past perfect" olarak kurulur.Geçmişteki anlam kullanılan modal a göre elde edilir.

Örnekler ( examples ) :

If I had studied harder,I would have passed. Eğer daha çok çalışsaydım , geçerdim.
If you had been here ,I might have helped you. Eğer burada olsaydınız,size yardım edebilirdim.

WISHES

Türkçede "keşke...." anlamına gelen dilek , istek bildiren cümleler İngilizce'de "wish" kullanarak yapılır.


1- Wish + Past Tense ( Present anlam için )

Örnekler ( examples ) :

I wish I had a new car now. Keşke şimdi yeni bir arabam olsa.
I wish I knew the answer. Keşke yanıtı bilsem.

2- Wish + Past Perfect Tense ( Past anlam için )

Örnekler ( examples ) :

I wish I had accepted the invitation. Keşke daveti kabul etseydim.
I wish I could have traveled with you. Keşke sizlerle beraber seyahat edebilseydim.

EDİLGEN - ETTİRGEN CÜMLE / PASSIVE VOICE / CAUSATIVE FORM ( ingilizce eğitim)

EDİLGEN - ETTİRGEN CÜMLE / PASSIVE VOICE / CAUSATIVE FORM


PASSIVE VOICE

Passive voice aşağıda belirtilen durumlar için kullanılır :

1- Hareketi ( eylemi ) yapan bilinmiyorsa

2- Hareketi ( eylemi ) yapan belirsiz ve önemsizse

3- Yapılan hareket daha önemliyse

4- Hareketi gerçekleştiren açıklanmak istenmiyorsa


Bir cümlede hareketi yapan cümlenin öznesi ise , o cümle active ( etken ) dir.Active bir cümlenin nesnesi yeni bir cümlenin öznesi durumuna getirilirse , o cümle passive ( edilgen ) olur.Passive form da hareketi yapan özneye değinmek önemsizdir.Bu nedenle cümle sonunda " by......" kullanmaya gerek kalmaz.


Örnek ( example ) :

Active Passive
Peter wrote a letter. A letter was written. ( by Peter )
He broke the window. The window was broken. ( by him )

Passive cümle nasıl kurulur :

1- Active cümlenin nesnesi pasif cümlenin öznesi olarak seçilir.

2- Passive cümle kurmak için -to be yardımcı fiillerinden gerekli olan birini "özne" ve "zaman" durumuna göre seçeriz.( am,is,are,was,were,been )Passive cümlenin zamanı active cümlenin zamanı olur.

Simple Tense'ler için : özne + be + fiil 3 + ( by....)

Progressive Tense'ler için : özne + be + being + fiil 3 + ( by....)


Örnekler ( examples ) :

Present Simple She tells a story.( active)
  The story is told. ( passive)
Present Continuous She is telling a story.( active )
  A story is being told.( passive )
Present Perfect She has told a story.( active)
  A story has been told.( passive )
Past Simple She told a story.( active )
  A story was told.( passive )
Past Continuous She was telling a story.( active)
  A story was being told.( passive )
Past Perfect She had told a story. ( active)
  A story had been told.( passive )
Future Simple She will tell a story. ( active )
  A story will be told.( passive )
Be Going To She is going to tell a story.( active )
  A story is going to be told. ( passive )
Future Perfect She will have told a story.( active )
  A story will have been told.( passive )
Modals ( May )

She may tell a story. ( active )

  A story may be told. ( passive)

CAUSATIVE FORMS

Bazen bir cümlede özne , bir başkasına iş yaptırır.Bu tip bir cümle kuruluşuna "causative" denir.


Örnekler ( examples ) :

He had his car painted. O arabasını boyattı.

Causative bir cümle kurmak için en sık kullanılan filler ; have , get ve make fiilleridir.


Have

1- have + something + fiil 3 : bir şey yaptırmak


Örnekler ( examples ) :

I have my hair cut every month.

She may have her house painted tomorrow.


2- have + someone + fiil : birine birşey yaptırmak


Örnek ( example ) :

She has the her husbands prepare the breakfeast.

I will have you wash the car.


Get

1- get + something + fiil 3 : bir şey yaptırmak


Örnek ( example ) :

I get the house painted every two years.

You may get your room redecorated.

2- get + someone + fiil : birine birşey yaptırmak


Örnek ( example ) :

She always gets the same couffeur to cut her hair.

He got you to mail the letters.

Make

1- make + someone + fiil :


Örnek ( example ) :

I will make you wash my car.

The teacher makes the students study their lessons.

2- make + someone + adjective ( sıfat )


Örnek ( example ) :

His nonsense talk will make me nervous.

This kind of difficult work always makes us tired.

THE INFINITIVE AND - ing FORMS / MASTAR

1- INFINITIVE ( Mastar )

Fiilin mastar hali infinitive'dir. Fiil önüne to alır.

a- Belirli fiilllerden sonra infinitivite ( infinitive after certain verbs )

Bazı belirli fiillerden sonra sadece infinitive kullanılır.

to agree anlaşmak to promise söz vermek
to arrange düzenlemek to hope ümit etmek
to decide karar vermek to offer teklif etmek
to plan planlamak to prepare hazırlamak
to refuse reddetmek to seem gözükmek
to volunter gönüllü olmak to manage başarmak


Örnekler ( examples ) :

Marry agrred to sell her car.
I decided not to see him any more.
She refused to make a speech.
I hope to see you soon.
Marry offered to help with the dishes.
Helen promised to come early.
He managed to finish the job on time.
They plan to leave the house tonight.
Tom doesn't seem to understand me.

b- Bazı belirli fiillerden sonra -ing veya infinitive kullanılabilir

to allow izin vermek to advise tavsiye etmek
to dislike sevmemek to neglect ihmal etmek
to hate nefret etmek to prefer tercih etmek
to intend niyet etmek to remember hatırlamak
to like sevmek to start başlamak
can't stand katlanamamak can't bear dayanamamak
to begin başlamak to continue devam etmek


Örnekler ( examples ) :


to begin

She began to talk loudly.
She began talking loudly.


to continue

I will continue to take private lessons.
I will countinue taking private lessons.

2- -ing (Gerund )

Bir Gerun fiilin sonuna - ing eklenerek türetilir.Fiil isimleştirilmiş olur ve isim gibi görev yapar.Cümlede özne ya da nesne olarak kullanılabilir.

Örnek ( example ) :

to walk yürümek
walking yürüyüş , yürüme

Özne olarak kullanımı : Walking is a good exercise.
Nesne olarak kullanımı : I like walking.

a- Belirli fiillerden sonra - ing ( gerund ). 8 Gerund after certain verbs )

to admit itiraf etmek to finish bitirmek
to appreciate takdir etmek to imagine hayal etmek
to remeber hatırlamak to avoid sakınmak
to keep tutmak to resent kızmak
to consider dikkate almak to miss özelmek
to delay geciktirmek to postpone ertelemek
to deny inkar etmek to practise uygulamak
to stop durmak to discuss tartışmak
to quite bırakmak to suggest fikir vermek , önermek
to enjoy hoşlanmak to recall hatırlamak


Örnekler ( examples ) :

The girl admitted stealing the money.
I consider living in the country.
He denied cheating on the exam.
I miss walking in the garden.

b- - ing alan belirli deyimler ( some certain expressions taking - ing )

to give up vazgeçmek , bırakmak
to be opposed to karşı olmak
to look forward to dört gözle beklemek , iple çekmek
to be interested in ilgi duymak
to go on devam etmek
to keep on devam etmek
to be afraid of birşeyden korkmak
to be bad / good at bir şeyde kötü / iyi olmak

Örnekler ( examples ) :

We are looking forward to seeing you.
She is afraid of hurting Bob's feelings.
Ellen always keep on telling the same story.
I am interested in buying a car.
I am good at learning English.


Zirve100 Site ekle
Myspace Topsites Yabanci Dil